Vampirizm Fan Site
Hey yabancı! üye oluıp aramıza katılmaya ne dersin???


Vampir Sevenlerin Buluşma Noktası - Vampire Clup
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Lilith Efsanesi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MoonGirL19

avatar

Mesaj Sayısı : 24
Kayıt tarihi : 26/04/13
Yaş : 26
Nerden : New Orleans

MesajKonu: Lilith Efsanesi   Salı Nis. 30, 2013 6:41 pm

Musevilik ve Hıristiyanlık inançlarında Âdem'in ilk eşidir. Tevrat'ın ilk bölümü olan Yaradılış bölümünün 1. Bab'ında Âdem ile beraber bir dişi yaradıldığından, 2. Bölümde ise Âdem'in kaburga kemiğinden bir dişi yaratıldığı yazılıdır. Lilith'in kökleri daha çok Babillilerin "demonolojisine" benzer.Lilith geceleri bir baykuş görüntüsüne bürünerek dolaşan bir canavardı.Avlanmak için yeni doğmuş çocukları ve hamile kadınları arardı. Lilith, geleneğe uygun olarak Adem'in,"Adem ve Havva" olmadan önceki karısıydı, ama daha sonra şeytanın tarafına geçti çünkü Adem'e itaat etmeyi reddetti.Bir takım olağandışı tutkuları vardı ve doğal olarak kötünün gözüyle bakıyordu.Ve sonuç olarak Adem 'in ve Havva'nın çocuklarına (yani tüm insan soyundan olanlara) saldıran bir vampire dönüştü.

Mitler:
Tevrat'ta açıkça yer almamasına rağmen; birçok Musevi dini kaynağı 2. Bölümde sözü geçen dişinin Âdem'in 2. karısı olduğu, birinci bölümdekinin ise ilk karısı olan Lilith olduğuna inanırlar.[2]
İnanışa göre Lilith, Âdem ile aynı zamanda ve aynı anda yaratıldıklarından Âdemin kendisine eşit olduğu görüşündedir (Tarihin ilk Feministi) bu sebeple de Âdem'e tabi olmayı şiddetle reddeder Tanrı'ya asi olur ve cennetten uzaklaştırılır. Bundan sonra Tanrı Âdem'in kaburga kemiğinden Havva'yı yaratır Havva sonuçta erkeğinin bir parçasından yaratıldığından ona tabi olur.

Âdem ile Havva ilk günahı işleyip cennetten kovulduktan sonra çocukları olur Lilith bunu kıskanır ve bundan sonra adem oğullarından doğacak her bebeği öldürmeye yemin eder.
İnanışa göre kötü bir ifrit haline gelen Lilith gece hava karanlıktan sonra yeni doğum yapmış evlere girerek lohusa kadınların bebeklerini boğmaktadır. Bu sebeple günümüzde bazı Museviler arasında bir adet olarak, Lohusa kadın akşamları evde yalnız bırakılmaz, ve akşamları çamaşır ipinde çocuk bezi bırakılmaz, çünkü bunları gören Lilith'in o evde çocuk olduğunu anlamasından endişe edilir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://myfashionandeverything.blogspot.com/
kanlikontesss

avatar

Mesaj Sayısı : 20
Kayıt tarihi : 01/01/14
Yaş : 18
Nerden : Karanlık Dünya

Karakter Sayfası
Karakterin Adı:
Özel Yetenek: Yok!
Statü: İnsan

MesajKonu: Geri: Lilith Efsanesi   Ptsi Mayıs 19, 2014 3:37 am

Ülkemizde çok tanınmayan Lilith, Batı'da fırtınalar koparacak kadar popüler. Kimliği ve ''ne''liği hakkında net bir karara kimse varamasa da, çoğunluk onu Yahudi mit'inden tanıyor. Ve Tanrı'ya başkaldırmış ilk dişi olduğu konusunda herkes hemfikir. Yine de onun hakkında yazılmış yüzlerce kitabın çoğu şöyle başlıyor; ''Lilith, kaynağı çok karışık ve çok eskilere giden; içinden çıkılması güç bir konudur.''... Doğrusu ben de üç yıldır işin içinden tam çıkamadım ve aynı fikirdeyim. Bu nedenle baştan uyarayım: Konu karışık ve Lilith'den kısaca bahsetmek hiç mümkün olamamıştır!

Bilinen en eski Lilith efsanesi Ben Sira Alfabesi'yle yazılmıştır ve Adem'in ilk eşinin hikayesine ben burada rastladım. Bu el yazması metnin ana kahramanı Ben Sira ama yazarının kim olduğu bilinmiyor. Metinden ilgili bölüm: Tanrı topraktan Adem ve Lilith'i yaratır. Ve fakat kısa bir süre sonra tartışmalar başlar. Lilith bir gece Adem'e şöyle der: ''Ben altta yatmak istemiyorum!'' Ama Adem: ''Ben altta değil, üstte yatmak istiyorum, çünkü sen altta yatacak kişi olarak belirlendin.''... Lilith bunu çok aşağılayıcı bulur ve ona: ''İkimiz de aynı haklara sahibiz, çünkü ikimizde topraktan yaratıldık.'' der. Ve her ikisi de artık birbirlerini anlamayı reddeder... Lilith bunu anladığında Tanrı'nın o özel ismini telaffuz eder ve göğe yükselir... Adem Tanrı'ya seslenerek; ''Dünya'nın Tanrısı, bana verdiğin kadın beni terk etti.'' der. Bunun üzerine herşeye kadir olan Tanrı, Lilith'in peşinden üç melek gönderir ve geri gelmesini buyurur. Ve Adem'e; ''Geri dönmek istediği taktirde tamam; ama şayet istemezse, her gün yüz oğlunun ölümüne şahit olacak.'' - Burada Tanrı'nın Adem'i desteklediğini anlıyoruz - Melekler Lilith'i takip eder ve Kızıldeniz'de onu yakalarlar. Ve Tanrı'nın sözlerini iletirler. Ama o tüm tehditlere rağmen Adem'e geri dönmek istemez...

Kaynaklara bakıldığında 8./10. yy arasında Lilith ile ilgili bir çok esere rastalansa da, asıl hikayenin ne zamandan beri anlatıla geldiğini anlamak mümkün olamıyor. Fakat bu efsaneyle ilgili yeterince araştırma yapılmadığıda çok açık. Ve hatta kasten yapılmadığı aşikar. Peki neden dersiniz? Kadının yaratılışı ile ilgili mit'lerde, Havva'nın ilk kadın olarak kabul edilmesi, acaba doğurganlığı olmayan erkeğin, kendisine tanrısal bir güç edinme arzusundan mı kaynaklanıyor? Yüzlerce yıldır bilinen mit'lere karşı, Lilith neden araştırılmıyor?

İlk kadın Lilith'i; ataerkil olan ve kollektif alt şuurlarında saklayan topluma tanıtmak isterim: Lilith; hakkını aramak, isyan edebilmek, gerektiğinde terk etmek, kendin ezdirmemek demektir. Artık insanlığın öyküsü Adem ile Havva'dan başlamıyor; Adem ile Lilith'den başlıyor. Aslına bakılırsa bu efsane anaerlik dönem ile ataerkil dönem arasındaki geçişi de bir bakıma anlamamızı sağlayabilir. Genel görünüş, kadın toplumdaki etkisini kaybettikçe ve kötülendikçe, daha bir alt varlık olarak görülüyor - ki burada da efsaneye Havva'nın Adem'in kaburgasından yaratılması olarak geçiyor- ve bu tartışmanın efsaneye yansımasıdır. İslamiyet'te ve diğer tektanrılı dinlerde ilk kadının Adem'in kaburgasından yaratılan Havva olduğuna çoğunluk inanıyor. Batı uygarlığının en temel efsanelerinden biri olan Adem ile Havva'yı herkes biliyor. Çağlar boyu Batı ve Yakındoğu kültürlerindeki kadın erkek rollerinin belirlenmesinde bu kadar etkili başka bir efsane daha yoktur.

Hepimizin tek tanrılı dinlere uyarlanmış biçimiyle bildiği bu hikaye, aslında çok daha eski zamanlara dayanır ve daha da öncesi vardır. Tarihle mitolojinin karıştığı çağlara dayanan bütün öyküler gibi, bununda birçok değişik ve sayısız yorumu anlatılagelmiş. Tarih araştırmacılarının arkeolojik bulgular ışığında mutabık kaldığı en eski sürümlerinde, olaylar hepimizin bildiği şekliyle gerçekleşmiyor oysa...

Bazı Hristiyanlık ve Musevilik inanışlarında bu böyle değildir mesela. Tevrat'ın ilk bölümü olan Yaradılış bölümünün Birinci Bab'ında, Adem ile beraber bir dişi yaratıldığı; İkinci Bab'da ise, Adem'in kaburga kemiğinden bir dişi yaratıldığı yazılıdır. Ancak burada bir tutarsızlık göze çarpıyor.

Kutsal kitabın Birinci Bab'ında ''Ve Tanrı insanı kendi suretinde yarattı ve onları erkek ve dişi olarak yarattı.'' deniyor. Ancak İkinci Bab'da yaratma daha farklı anlatılıyor: Tanrı doğuda bir bahçe yapıyor ve Adem'i bu bahçeye koyuyor. Orada yalnız kalmasın diye de kaburgasından kadını yaratıyor. Talmud'a göre Adem ile aynı anda yaratılan ilk kadın Lilith, ikinci kadın Havva'dır. Çünkü başka türlü kutsal kitaptaki bu tutarsızlığı açıklamak mümkün değildir.

Kısaca, birçok Musevi dini kaynağı; ikinci bölümde sözü geçen dişinin Adem'in ikinci eşi olduğu, birinci bölümdekinin ise ilk eşi olan Lilith olduğuna inanırlar.

Bu inanışa göre Adem ve Lilith aynı zamanda ve eşit şartlarda yaratılmışlardır.- Hikayeye dönecek olursak- Ancak Adem’in bunun böyle olmadığını, kendisinin erkek olarak üstün olduğunu; Lilith’e sürekli olarak hissettirmesi üzerine, Lilith isyan ediyor. Kimi inanışlara göre Lilith’in cennetten kaçtığı, kimilerine göre de cennetten kovulduğu rivayet edilir. Yine kimi inanışlara göre Adem’in yalnızlık acısı çekmesi ve Tanrı’ya yalvarması sonucu, Tanrı eşit şartları gözetmeksizin Adem’in kaburga kemiğinden Havva’yı yaratır. Böylece Adem’in bir erkek olarak üstünlüğü sağlanır. Bu yeni kadın Adem'den bir parça olduğu için ona karşı çıkamayacaktır ve bu durumdan dolayı erkeğe boyun eğmek durumundadır.

Lilith yasak meyveyi yiyen Adem ve Havva’nın dünyaya bir çocuk getirmeleri üzerine, bundan sonra doğacak her çocuğu öldürmeye yemin eder. Lilith, böylece muazzam bir ifrite dönüşür. Kadının şeytan olduğuna dair ilk fikirler Lilith’le tohumlanır. Birçok sanat eserinde ve dini kitapta kızıl saçlı ve harikulade bir güzellikte olduğu tasvir edilen Lilith, orta çağda kızıl saçlı kadınların yakılmasına sebep olacak hikayenin de başkahramanıdır. Ünlü Fransız sembolist şair Charles Baudelarie’in de şeytan kadın tasvirlerinin sebebinin, yine Lilith efsanesi olduğu iddia edilebilir.

Lilith bundan sonra, hatta günümüze kadar çocuk ölümleri ve loğusa hastalıklarına sebep olmasıyla ün salar. Günümüzde, biz de dahil olmak üzere bir çok toplumda halk arasında batıl bir inanç olarak, lohusa kadın evde yalnız bırakılmaz, çocuk bezi akşamları evin dışına atılamaz ve akşamları çamaşır ipinde çocuk bezi bırakılmaz, çünkü bunları gören Lilith'in o evde çocuk olduğunu anlamasından endişe edilir.Varsayımlar ilginç! Lilith'in ilk kadın olduğu, eşitlik istediği ama özellikle çocuk öldürdüğü inancı hakim. Kesin olan tek şey, hem Batı'da hem Doğu kültüründeki -batıl inançlar-sağlıklı bebeklerin, - tıbben açıklanamayan ve halk arasında ''beşik ölümü'' denen - ortada hiç bir neden yokken ve özellikle geceleri ölmeleri. Suçlu bulunamıyor, Batı ve Doğu toplumu suçlunun Lilith olduğuna inanıyor.

Yahudi mistisizmine dönecek olursak, Talmud'da Lilith'in ''baştançıkarıcı'' olduğu açıkca belirtilmiştir. Hatta gece yalnız yatan erkekleri baştan çıkarır ve spermlerini çalar. Geceleri boşalma da Lilith'e bağlanıyor kısaca. Zohar'da da Lilith'in erkekleri baştan çıkardığı vurgulanıyor. Erkekleri baştan çıkaran kadınların içlerinde de Lilith’in ruhunu taşıdıklarına inanılıyor. Lilith geceleri erkeklerin rüyalarına girer, erkek düşmanı kadınların akıllarını çeler...

Bunlar Lilith hakkında bildiğim genel rivayetler.

Buraya kadar anlatılanlar hikayenin Gılgamış Destanı, Kabala, Talmud, Ölü Deniz Tomarları, Tevrat gibi mitolojik ve dini metinlerde üç aşağı beş yukarı aynı şekilde yer alan halidir. Lilith, özellikle Musevilik öncesi ve sonrası Yahudi mitolojisinde önemli bir yer tutar. Bu inanışın etkileri Hıristiyanlıkta ve çok az da olsa ilkçağ mit'lerinde, en arınmış din olan İslamiyet’te de sürmektedir. Buradan sonra anlatılanlar çoğu insan tarafından tepkiyle, önyargıyla karşılanacak ama eğer klişelere takılmaz olaylar üzerinden gidersek, neredeyse aynı mantıkta benzer bir hikaye Kuran-ı Kerim’de de karşımıza çıkmakta...

Araf, Bakara, Ta-ha surelerinde birçok ayette anlatıldığı gibi; Allah, Adem ve eşine cennet bahçelerinin tüm nimetlerini bahşetmiş ancak bir tek ağaca yaklaşmalarını yasaklamıştır. Burada dikkat edilmesi gereken şudur: ''Adem'in eşi!'' ve ''Meyve ağacı''... Adem’den tüm ayetlerde adıyla bahsediliyor, ancak sıra Havva’ya geldiğinde hep eşi olarak nitelendiriliyor. Yani bu eşin Lilith olmadığı Kuran’da yazmıyor. Diğer taraftan bu güne kadar, biz hep yasak ağacı ağaç, meyveyi de meyve olarak düşündük. Hatta birçok tasvirde o meyve elma olarak geçer. Oysa onlar belki de sadece birer simge... Satır aralarını dikkatli okumak gerekiyor. Belki tadına bakılan, meyve değil cinselliktir. Ve belki buradaki ''eş''de cinsellik nedeniyle Adem'le tartışan Lilith'dir... Aslında yasak meyveyi her ikisinin de yemesine rağmen, işlenen günahtaki suçluluk payı eşit değil. Kandırılan Adem ve sözkonusu günah konusu bir olsa da, günahkar ve suçlu olan kadın... Dört büyük dinde de kadın ''günah kazanı'' olarak görülüyor. Neyse Lilith'e geri dönelim...

Ve tektanrılı dinler dışına çıktığımda görüyorum ki Lilith'in geçmişi, tektanrılı dinlerden çok daha önceye, eski Mezopotamya uygarlıklarına kadar uzanıyor. Genellikle Sümer ve Babil mit'lerindeki rüzgar tanrıçası Lilitıu ile ilişkilendiriliyor. Bir Babil metninde ise, büyük tanrıça İştar'ın tapınak fahişesidir. İştar eski doğu dinlerinde; şehvetin, aşkın, tutkunun ve baştan çıkarıcılığın tanrıçası olarak kabul ediliyordu. Bu özellikleri nedeniyle fahişelerin ve o dönem kült olan tapınak fahişelerinin koruyucu tanrıçasıydı. Eski Babil’de tapınak fahişeliği meşru bir işti ve kutsal sayılırdı. Yani günümüzde algılandığı şekliyle aşağılayıcı bir durum değildi; aksine ülkede yaşayan her kadının bir kez yapmak zorunda olduğu, simgesel olarak tanrının eşi haline gelinen ve kadını yücelten bir ibadetti. Lilith de bu tapınağın en önemli ismiydi. Ama daha önce ''Lillake'' ismiyle M.Ö. 2000'de ''Gılgamesh ve Söğüt Ağacı'' hikayesinin üzerinde yazılı olduğu bir Sümer tabletinde görülür...

Saf, edilgen, cinselliği ancak yasak meyveyi tadınca öğrenen Havva’nın tersine Lilith, başından beri gücünün ve cinselliğinin bilincindedir. Yeri geldiğinde de kullanmaktan çekinmez. Birçok kaynakta baştan çıkarıcı, cadı, vampir, cinlerin başı, dişi şeytan gibi ünvanlarla nitelenen Lilith; eski Mısır metinlerinde ise, bir tanrıça ve eşi olmayan bir güzellik olarak tarif edilir. Öyle ki, bir kamış kadar ince olan tanrıçanın vücut hatları mükemmel, göğüsleri fildişinden bir çift meyve gibi diri, elleri ve ayakları küçücüktür. Saçları kızıl ve yedi lüle halinde belinden aşağıya sarkar. Yanakları gül pembesi, dudakları parlak pembe ve dişleri parıldayan bir dizi inci gibidir. Uzun, ipek gibi kirpiklerinin altında siyah, badem gibi gözler ışıl ışıldır. O denli güzeldir ki bakanın aklını başından alır.

Din ve ahlak kurallarını yaratanlarca oluşturulmaya çalışan uysal, söz dinleyen, erkeğe bağımlı, çilekeş, kanaatkar ''iyi'' kadının tam tersidir. Lilith, erkek egemenliğini reddedip eşitlik mücadelesi veren bir kadın. Kendi başına buyruk, denetlenemez ve zapt edilemez olduğundan özellikle tek tanrılı din bilgelerinin sürekli baskı altına almaya çalıştığı kötülük kaynağı kadının bir örneği, erkeğin kadına ve cinselliğe duyduğu korkunun bir simgesidir aslında.

Şimdiye kadar erkekler tarafından yazılmış tarihte, olumlu kadın figürlerinin olumsuzlara oranla ne kadar az olduğunu ve olumlu model olarak sunulanlarında günümüz kadınına ne kadar hitap ettiğini düşününce, bu pek de tuhaf karşılanmaması gereken bir durum. Artık kadınların tarihi de yeniden gözden geçirilip, farklı bir gözle değerlendiriliyor. Eski dinleri ve efsaneleri yeniden yorumlamak da günümüzün post modern akımlarının bir parçası...

Bugün Lilith hikayesi dini kesimler tarafından göz ardı edilmeye devam etse de, bazı kesimler tarafından kadın hareketinin en önemli simgesidir. Yaşamı, dünyayı sorgulayan çağdaş kadın için, kendisine binlerce yıldan beri dayatılan Havva rolünün geçerliliği artık kalmamıştır. Artık bu efsaneye odaklanmak gerekir. Çünkü bu efsane, insanlık tarihinin başlangıcından bugüne uzanan bir tartışmayı başlatmıştı. Özellikle günümüzde iyiden iyiye kesinleşen bir tartışma bu; eşitlik, daha doğrusu kadın ve erkek arasındaki eşitsizlik sorunu. Ben Adem ile Lilith arasındaki güç savaşını; asırlarca süren ve ataerkil sistemdeki erkeğin konumu ile, kadınların eşit haklara sahip olma talebini temel alan; cinsiyetlerarası savaşın aynadaki görüntüsü olarak kabul ediyorum! Ve öyle ya da böyle, efsanelerde dahi kadın ve erkek arasında yaratılıştan beri süregelen bir çatışmanın varlığını yadsıyamıyorum. Belli ki itaatkar ve uyumlu eş Havva yaratılınca, asi ve cesur Lilith'i unutturmanın faydası farkedilmiş, zaman içinde de efsaneler buna göre düzenlenmiş(!)

Ve Tanrı!... Altıncı gün kadını ve erkeği kendisinin bir benzeri ve tamamlayıcısı olarak yarattı. Ama henüz Havva ortada yoktu! Lilith; dişil cinsel dürtüleriyle, özgürleşen kadının simgesi... Topraktan yaratılmış ve Toprak Ana ile özdeşleşen kızıl kadın... Gül kızılı uzun saçlı bir kadın düşünün... beyaz tenli, pembe dudaklı... Ve de ''meşum'' ifadeli. Karşısındaki erkeğin ''seks'' için o an dediğini yapmaya da hazır. Sınırsızca, dolu dolu, istekle... Erkeğinin şuur altında gizli, yasak arzularını tek tek bulup çıkarmakta gecenin ortasına. Böylece de deli etmekte, köle etmekte seviştiği erkekleri... Hem de ta ki öldürene dek!

Lilith işte böyle bir tanrıça...

Ya da öyle sanılmakta!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Lilith Efsanesi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Supernaturel

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Vampirizm Fan Site :: MİSTİK :: Vampir Efsaneleri-
Buraya geçin: