Vampirizm Fan Site
Hey yabancı! üye oluıp aramıza katılmaya ne dersin???


Vampir Sevenlerin Buluşma Noktası - Vampire Clup
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kont Dracula (Kazıklı Voyvoda III. Vlad )Efsanesi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MoonGirL19

avatar

Mesaj Sayısı : 24
Kayıt tarihi : 26/04/13
Yaş : 26
Nerden : New Orleans

MesajKonu: Kont Dracula (Kazıklı Voyvoda III. Vlad )Efsanesi   Salı Nis. 30, 2013 6:12 pm

KÖKEN:
III. Vlad’ın (bizim deyişimizle Kazıklı Voyvoda) babası olan II. Vlad Dracul, gençlik yıllarında “the Order of the Dragon (Latince Societas Draconis)” adlı, amacı Doğu Avrupa’yı ve Kutsal Roma İmparatorluğu’nu, o zamanlarda politik gücü zirvedeki Osmanlı İmparatorluğu’nun baskılarından korumak olan birliğe katıldı. ‘Dracul’ ismi ona Wallachia halkı tarafından acımasız ve yiğit bir şövalye olmasından ötürü duyulan saygı ve korku ifadesi olarak verildi. Modern Romence’de ‘drac’ kelimesi ‘iblis’ ya da ‘şeytan’ anlamına gelirken, Latincede ‘Draco’ kelimesi de ‘dragon’, yani ejderha anlamına gelmektedir. Aslında birer kelime oyunu gibi görünen bu hitaplar, tamamen tesadüf olmayıp II. Vlad’ın “the Order of the Dragon” da gösterdiği başarılardan ötürü de verilmiştir. Kelimeye eklenen ve daha sonra oğlu III. Vlad’ın da kullanacağı ek olan ‘ul’ ya da ‘ulea’ ise ‘oğlu’ anlamına gelir.
Gençlik Yılları

III. Vlad’ın doğum yeri, modern dünyadaki bildiğimiz vampirlerin de kol gezdiği yer sayılan Transilvanya’dan başka bir yer değildir. III. Vlad doğduktan 10 yıl kadar sonra, o sırada Wallachia tahtında oturan baba II. Vlad, Osmanlı’nın o zamanki hükümdarı II. Murat’ın artan akınlarına dayanamadı ve Osmanlı’ya bağlılığını iletti. Wallachia ise Eflak ve Boğdan olarak Osmanlı’ya katıldı.

Ancak yabancı yörelerden küçük yaşta alıkoydukları varisleri bizzat yetiştiren ve o yörenin tahtına atayan Osmanlı için II. Vlad’ın tahtta kalması söz konusu olamazdı. Baba II. Vlad bunun üzerine en küçük iki oğlu olan III. Vlad’ı (10) ve Radu’yu (Radu the Handsome - 7) Osmanlı padişahı II. Murat’a verdi.

Sultan II. Murat bu iki çocuğu, gelecekte onun toprağını sadakatle yönetmeleri için eğitmek üzere en iyi öğretmenlerini ve en iyi olanaklarını sundu. Bunların yanında onlara arkadaşlık etmesi için gönderdiği kişi, gelecekteki “İstanbul’un Fatihi” olarak anılacak olan Mehmet’ten başkası değildi. Üç çocuk seneler boyunca çeşitli eğitimlerden birlikte geçtiler. Ancak Vlad’ın küçük kardeşi Radu, Sultan Murat’ın -ve yakışıklılığıyla saraydaki pek çok kadının da- gözdesi ve Mehmet’in en iyi arkadaşı olup çıkarken Vlad yalnız kalır ve o zamanlar belli etmese de Osmanlılara karşı tahta geçtikten sonra yüzeye çıkacak olan bir kin gütmeye başlar. Ayrıca devlet yönetimi ile ilgili eğitimin yanında Vlad’a daha sonra kullanacağı çeşitli işkence yöntemleri de öğretilmiştir.

Hükümdarlık Zamanları

III. Vlad’ın babası ve büyük kardeşi II. Mircea (soylular tarafından gözleri yakılıp canlı canlı gömüldü) öldükten sonra Osmanlı padişahı politik gücünü korumak için, anarşinin hüküm sürdüğü Wallachia topraklarının tahtına ‘kukla’ hükümdar olarak III. Vlad’ı atadı. Ancak bu hükümdarlığı, Macaristan’ın vekil prensi John Hunyadi’nin topraklarını işgali sonucu kısa sürdü ve III. Vlad, amcası II. Bogdan’a kaçtı ve 1451 yılına kadar koruması altında kaldı.

II. Bogdan, Petru Aron tarafından suikasta kurban gidince Vlad, bir kumar oynadı ve Macaristan’a kaçtı. Vlad’ın zekasından, engin bilgisinden ve Osmanlı’ya olan nefretinden etkilenen Hunyadi, Vlad’ı affetti ve onu danışmanı olarak atadı. Daha sonra Vlad Hunyadi tarafından Wallachia tahtına geri atandı (1456).

Elbette o sıralar Wallachia’da kaos hakimdi ve III. Vlad’ın hükümdarlık anlayışı da tamamen şundan ibaretti: “Olası bütün tehditleri ele.” Bu ‘olası tehditlere’, babasının (her ne kadar Türklerin boyunduruğu altına girdiği için nefret etse de) ve büyük kardeşinin ölümlerinden az ya da çok sorumlu olan soylular da dâhildi. Bir rivayete göre III. Vlad bu soyluları ve ailelerini Paskalya zamanında bir ziyafete çağırmış ve onlara, hayatları boyunca kaç tane prensin hükmettiğini sormuş. Neredeyse hepsinde en az yedi prensin hükümdarlığı geçmiş. III. Vlad bunun üzerine bu asilleri tutuklatmış ve yaşlı olanları kazığa geçirirken, genç ve sağlıklı olanları şu an bile Dracula’nın kalesi olarak bilinen Poienari Kalesi’ni kurmaya zorlamış. Hikâyelere göre, soylular kıyafetleri üzerlerinden düşene kadar çalışmaya zorlanmış, kıyafetler düştükten sonra da çıplak halde çalıştırılmışlar.
1459 yılında, adını eylemleriyle hak eden Kazıklı Voyvoda Vlad, 30,000 Alman göçmenini (Saxons) ve otoritesine karşı gelen Transilvanya memurlarını kazığa oturttu.

O sıralarda Osmanlıların otoritesini tanımayacağını ilan etmiş olan III. Vlad, Macar kralı Matthias Corvinus ile ittifak kurarak, zaten onu yok etmeye yemin etmiş Türkleri daha da kızdırdı ve 1461 kışında Sırbistan ve Karadeniz arasındaki bölgeyi harap etti.

Bunun üzerine İstanbul’un fatihi Sultan II. Mehmed, Bizanslı tarihçi Chalcondyle’a göre İstanbul’un fethinden beri toplanmış en büyük orduyla (250,000 kişi) birlikte Vlad’ın hükümdarlığına doğru yürüdü. Ancak Sultan, karşısında kazığa oturtulmuş 20,000 Türk esirinden oluşan bir ormanla karşılaşacağını tahmin edemezdi. Bu manzarayı gören Türk askerlerinin dehşeti ve sarsıntısına rağmen yaklaşık 30,000 kişilik kendi ordusuyla Vlad, Türklerin başkent Targoviste’yi almalarını engelleyemedi (4 Haziran 1462). Bu kadar büyük bir orduyla baş etmek için bir gerilla savaşı başlattı ve vur kaç saldırılarıyla geceleri pusu kurarak düşmanına zarar verdi. 16 – 17 Haziran gecesi Vlad ve birkaç adamı Osmanlıların kılığında Türklerin kampına sızıp II. Mehmed’e suikast düzenlediler; fakat başarısız oldular. Vlad’ın boyun eğmeyeceğini anlayan Sultan II. Mehmed savaşı Radu’ya devretti. Mehmed’in sadık bir arkadaşı olan Radu, Vlad’a destek vermeyen soyluları arkasına aldı ve 1462 Ağustos ayında Macar Kralı ile anlaşmaya vardı ve Vlad Macar kralı Matthias Corvinus tarafından hapsedildi.

Her ne kadar Vlad’ın hapiste 1462’den 1474’e kadar kaldığı söylense de diğer varsayımlarla arasında büyük tutarsızlıklar var. Anlaşılan Vlad kısa süre içinde serbest kaldı ve kraliyet ailesinden Kontes Ilona Szilagy (Kral Matthias’ın kuzeni) ile ikinci kez evlendi (ilk karısı Türklerin istilasında kendini kaleden aşağı atarak intihar etti). Wallachia’yı geri aldığında (1476) eski evliliğinden bir oğlu ve ikinci evliliğinden iki oğlu daha vardı. Rus öykülerine göre Vlad en sevdiği ‘boş zaman geçirme hobisi’ni tutsaklığı sırasında da yapmış ve yakaladığı kuşlara ve farelere çeşitli işkence yöntemleri uygulamış.

Vlad Dracula’nın Ölümü

Sürgün zamanında Vlad’ı ayakta tutan dürtü muhtemelen o sıradaki Wallachia tacını takmış, Türk yanlısı, kendi küçük kardeşi Radu’ya karşı duyduğu kindi. Vlad Dracula ve Transilvanya prensi Stephen Bathory güçlerini birleştirip Wallachia’yı işgal ettiler ve ölmüş olan Radu’nun yerine getirilen Danesti klanından Basarab’ı kaçmaya zorladılar. Ancak gelin görün ki tahtı geri aldıktan sonra prens, ordusunun büyük bir kısmını da alarak Transilvanya’ya geri döner ve Vlad’ı kritik bir durumda bırakır. Türklerin gelmesiyle Vlad kendisini 4000’den az kişilik bir orduyla baş başa bulur.

Vlad Dracula’nın ölümüne dair pek çok varsayım ve söylenti vardır. İlki Türklerle yapılan bir savaşta 1476 yılının Aralık ayında Bükreş’te öldüğüdür. Bir başka belge ise tam Türkleri vatanından sürerken ihanete uğrayıp bir soylu tarafından suikasta kurban gittiğini belirtir. Hatta zafer anında yanlışlıkla Türk sanılıp kendi adamları tarafından vurulduğuna dair söylentiler bile vardır. Ancak herkes tarafından kabul edilen bir gerçek var ki başı Türkler tarafından kesilip İstanbul’a gönderildi ve halkın gözleri önünde sergilenerek sonunda Kazıklı Voyvoda’nın öldüğü ispatlandı.

Son Olarak…

Kazıklı Voyvoda nam-ı diğer III. Vlad Dracula, tarihteki gelmiş geçmiş en zalim hükümdarlar listesinde yerini almakla kalmadı, günümüzde hayal gücümüzü besleyen ve adına bir sürü filmlerin yapıldığı, kitapların yazıldığı vampirlere de hayat verdi. Bu tarihi kişiliği keşfeden ve çok etkilenen Bram Stoker ilk vampir romanı olmasa da kült haline gelen ‘Dracula’ yı yazdı. Ancak onun Avrupa’nın Macaristan, Transilvanya gibi yörelerinden etkilenmesi tesadüf değil. Zalimliği ile ünlü hükümdarlar arasında sadece Vlad Dracula yoktu. Bir de Kanlı Kontes Elizabeth Bathory var ki söylenenlere göre Vlad Dracula zalimlik konusunda kendisinin eline su dökemezmiş. Onun hikâyesini bir başka hikaye elbette ki; ancak Vlad Dracula’dan sonraki yüzyılda yaşadığını ve Vlad ile dolaylı olarak ilişkisi olduğunu da söylemeden edemeyeceğim.

Vampir hikayelerinde böyle tarihsel kişiliklerden söz edilmez ancak bazılarında ipucular mevcut.

Örneğin Japon animesi Hellsing’deki vampir Alucard karakterinin kim olduğu 12 bölüm boyunca tam bir sır olarak kalmıştır. Ancak 13. ve son bölümde Alucard’ın düşmanı Incognito, Alucard’a “Sen gerçekten kimsin?” diye sorar. Bunun üzerine Alucard’ın yüzünün yarısı kaybolur ve yerine gelen sima bizim Kazıklı Voyvoda Vlad’dan başkası değildir. Ayrıca Incognito Alucard’a ismini söylediğinde Alucard isminin ilginç olduğunu, kendisinin isminin de bir anagram (kelimenin harfleriyle oynayıp başka kelimeler yaratma sanatı) olduğunu söyler. Alucard’ın ismine bakarsak ‘Dracula’ nın tersi olduğunu görebiliriz. Bir de Karanlıklar Ülkesi (Underworld) filminde ilk vampir olan Alexander Corvinus'un soyadı da Vlad'ı hapseden Macar Kralı Matthias Corvinus soyundan alınmıştır.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://myfashionandeverything.blogspot.com/
kanlikontesss

avatar

Mesaj Sayısı : 20
Kayıt tarihi : 01/01/14
Yaş : 18
Nerden : Karanlık Dünya

Karakter Sayfası
Karakterin Adı:
Özel Yetenek: Yok!
Statü: İnsan

MesajKonu: Geri: Kont Dracula (Kazıklı Voyvoda III. Vlad )Efsanesi   Ptsi Mayıs 19, 2014 3:43 am

TARİHİN EN VAHŞİ HÜKÜMDARI : VOYVODA
Osmanlılar tarafından Kazıklı Voyvoda, kendi milleti Ulahlar tarafından Tepeş (cellat), Macalarlar tarafından ise Drakul (şeytan) olarak adlandırılan III.Vlad, kardeşi Radul ile birlikte 1442 yılında Eflak tarafından Osmanlılar’a rehin verilmişti. Osmanlılar’a rehin verildiğinde on iki yaşında olan Vlad, Edirne sarayında tutuluyordu. Burada Şehzade Mehmed (II.Mehmed) ile birlikte Molla Gürani’nin derslerine katıldı.Fatih Sultan Mehmed, kendisi ile iyi ilişkiler içerisindeki Vlad’ı 1456’da Eflak prensliğine atadı. Zeki ve cesur bir yapısı olan Vlad, Osmanlılar’dan öğrendiği komuta ve idare yetenekleriyle kendisini kabul ettirdi. Boğdanlıları ve Macarları birkaç defa bozguna uğratmıştı.
III.Vlad'ın Şatosu

Osmanlı Devleti’ne sadık görünüyor, her yıl haracını bizzat padişaha getiriyordu. Padişah da kendisine hil’atler giydirip ihsanlarda bulunuyordu.Ancak Fatih, Mora ve Karadeniz sahilleri ile uğraşırken Vlad eski bağlılığını göstermemeye başladı. Artık vergilerini bizzat getirmek bir yana, hiç göndermiyordu. Kendi hükmü altındaki insanlar dahil olmak üzere çevre ülkelerin de mensuplarına zulüm etmeye başladı. Batılı kaynaklar onun işkencelerinden uzun uzun söz etmekte ve vahşi bir canavara dönüştüğünü anlatmaktadır. III.Vlad, kazığa geçirdiği insanların oluşturduğu bir dairenin ortasında saray halkı ile beraber yemek yemekten büyük zevk alırdı. Özellikle de Türkleri bu işkenceyle öldürmek onun için bir tutku haline gelmişti. Eline Türk esirler geçince, ayaklarındaki derinin yüzülmesini, açığa çıkan etin üzerine tuz dökülmesini ve ızdırabın artması için keçilere yalatılmasını emrederdi. Bir gün şehirdeki bütün dilencileri çağırtarak büyük bir ziyafet verdi. Dilencileri iyice doyurduktan sonra masayı ateşe verdirip, hepsini diri diri yaktı. Bir defa da birkaç kadının göğüslerini kestirip yerlerine çocuklarının başlarını diktirmişti. Bazı kadınları da kazanlara attırıp haşlatıyor, etlerini çocuklarına yediriyordu.İnsanları doğramak, kazanlarda kaynatmak için özel yöntemler uygulamıştı. Bir gün eşek üzerinde tesadüf ettiği bir papazı eşekle birlikte kazığa geçirtti. Hamile olduğunu söyleyen bir sevgilisinin karnını yarıp doğru söyleyip söylemediğine bakmıştı. Dil öğrenmek için Eflak’a gelen dört yüz Macar ve Erdelli genci casus oldukları gerekçesi ile diri diri yaktı. Bohemyalı altı yüz kadar tüccarı da Pazar yerinde kazığa vurdurdu. Bunların hepsini bir şenlik havasında yaptı.Tüm bunlardan haberdar olan Fatih, kendisini kolay yoldan cezalandırmak istiyordu. Bunun için Silistre Beyi Kâtip Yunus Bey’i Vlad’a yollayarak vergisini bizzat İstanbul’a getirmesini istedi. Vlad ise İstanbul’a geldiğinde Eflak’ın korunması için Fatih’ten asker istediğini bildirdi. Fatih, Niğbolu sancakbeyi Hamza Bey’i bu istek üzerine Eflak’a gönderirken Vlad’ın mutlaka getirilmesini de emretti. Hamza Bey ve askerleri Tuna önüne geldiğinde nehrin donmuş olduğunu görüp beklemeye başladı. Vlad ise Fatih’in tasavvurundan haberdar mı olmuştu yoksa bir planla mı asker istemişti bilinmez, donmuş olan Tuna’yı geçerek, herhangi bir saldırı beklemeyen Hamza Bey kuvvetlerine baskın verdi. Bu baskında Kâtip Yunus Bey şehid olurken Hamza Bey de esir düştü. Bütün esirler kol ve bacakları kırıldıktan sonra kazığa oturtuldu. Hamza Bey’in kellesini Macar Kralı’na yollayarak kendisinden yardım istemişti.Kazıklı Voyvoda bundan sonra Niğbolu, Vidin ve bütün nehir boyu şehirlerini yağmalayıp katliam yaptı ve yirmi beş bin esirle Eflak’a döndü. Bu feci durumu haber alan Fatih hiddetlenerek derhal sefer hazırlıklarını başlattı. Bizzat kendisi ordusuyla Vlad’ın peşine düştü. Osmanlı öncü birlikleri, Vlad’ın ordusunu bozguna uğrattı. Ancak Voyvoda’yı ne kadar arasalar da bulamadılar. Kazıklı Voyvoda, Macaristan’a sığınmıştı. Osmanlılar ile yeni barış yapmış olan Macaristan Kralı, başına yeni bir bela açmak istmiyordu. Zulümlerinden Macarların da pay aldığı Vlad’ı gelir gelmez hapsetti.Fatih, Kazıklı Voyvoda’nın yerine küçük kardeşi Radul’u yıllık on iki bin duka vergiye bağlayarak Eflak beyliğine getirdi. Radul Osmanlılara sadakatini bozmadı.Macaristan'da hapis kalan Vlad, 1476’da Eflak ülkesinde yeniden göründü. Boğdan ve Erdel birliklerinin desteğiyle tahtını yeniden ele geçirdi. Ancak teyakkuz halindeki Mihaloğlu akıncıları Aralık 1476’da Vlad’ı Bükreş yakınlarındaki Balteni’de iken ansızın bastırarak boğazladılar. Kesilen başını padişaha gönderdiler.Hüküm süresi boyunca bir çok vahşete imza atmış olan Vlad Drakul, kan dökücülüğü sebebiyle vampir olarak efsaneleşmiş ve filmlere konu olmuştur.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kont Dracula (Kazıklı Voyvoda III. Vlad )Efsanesi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Bi Bakarmısınız
» Kontör İle Kredi Alma Özelliği varmı
» Kontörle kredi alınıyormu ?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Vampirizm Fan Site :: MİSTİK :: Vampir Efsaneleri-
Buraya geçin: