Vampirizm Fan Site
Hey yabancı! üye oluıp aramıza katılmaya ne dersin???


Vampir Sevenlerin Buluşma Noktası - Vampire Clup
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

  Vampirler Ve Cehalet Çağı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Rakshasa

avatar

Mesaj Sayısı : 14
Kayıt tarihi : 11/07/12
Yaş : 27

MesajKonu: Vampirler Ve Cehalet Çağı   Çarş. Tem. 11, 2012 12:23 pm

Vampir efsanesi her zamandoğal bir fenomen olarak açıklanmıştır, diğer bir şekilde bu durumilkel ve ilmi bilgiden yoksun insanlara açıklanamazdı. Belki de enhayret verici inanç Orta Çağ Avrupası’nda bir çok insanın ölümünesebebiyet veren “Black Death”(Kara Ölüm) denilen hastalığın aslındavampirlerin işi olduğuna inanılmasıdır.

“Black Death” bildiğimiz kadarıyla pireler ve farelerden yayılan birçeşit vebaydı ve 1300’lü yıllarda Avrupa nüfusunun neredeyse 1/3’ününölmesine neden olmuştu.O zamanın insanları nasıl olduysa bu ölümlerdenbir çoğunu vampirlerin yaptığı fikrinde birleşiyorlardı. Belki devebanın vampirlerden yayıldığını düşünmüş olabilirler. Bazı durumlardaise ölen bir akrabanın geri dönüp bir kurban aldığına inanılırdı(aslında vebadan ölen bir kurban). Bir diğer şekilde ölü bir düşmanınvampire dönüşmüş halde geri dönüp birilerini öldürebileceğine deinanılırdı. Bu yüzden bir çok mezar kazılmış ve vampir olduğundanşüphelenilen insanların vücutları tekrar öldürülmek üzereçıkarılmıştır.

Vampirlerin mezarlarını belirlemek için bir takım ahmakça metotlarkullanılıyordu. Örneğin bir bakire atın üzerine çıplak yerleştirilip,mezarlığın içinden geçirildiğinde eğer at belirli bir gömüt üzerindenyürümek istemezse bu yerin bir vampirin mezarı olduğu varsayılırdı veölü mezardan değişik şekillerde öldürülmek üzere çıkarılırdı.

En saçma vampir inanışları vampirleri öldürmek ve vampirizmi durdurmakiçin kullanılan metotları kapsar. Şunu hatırlatmak önemlidir ki, bugünbize bu denli saçma gelen inançlar nasıl bir cehaletin hüküm sürdüğübir çağda insanların umutsuz bir şekilde batıl inançların bu denlietkisi altında kalmasına neden olmuştur!

Ölüler kimi zaman yüzleri güneye bakacak şekilde gömülürlerdi.Eğer ölü bir vampire dönüşmüşse mezarın yeri ölünün kaçma girişimetedbir olarak daha derin kazılır ve dış yüzey ters olacak şekildeyerleştirilirdi. Tahta kazıklar bazen mezarın üzerine dikilirdi.Böylelikle eğer vücut mezardan kalkmaya yeltenirse kendini kazığasaplamış olurdu. Kalpten saplanması umut edilirdi.

Cesetler bazen ölümden geri dönüşlerini zorlaştırmak için halıylayada bir takım kumaşlarla sarmalanırdı bazen de kolları ya da bacaklarıhalatla bağlanırdı. Ölünün dönüşünü önlemek için genellikle mezarınüzerine büyük kayalar yerleştirilirdi (Bu belki de mezar taşıyapımcılığının başlangıcı olabilir mi?!) ve şunu eklemek gerekir ki birtakım insanlar vampirlerin ölümden sonra da yaşayan bir çeşit hayaletolduklarını düşünüyorlardı. O zaman bir hayaleti mezarında tutmak içintaşa mühürlemekten daha iyi bir yol olabilir miydi?!
Ölümden sonraki doğal bedensel çürüme süreci insanları aslındaölülerin gerçekten de vampirlere dönüştüklerine inandırmıştır. Saçın vetırnakların uzamaya devam etmesi, yaş**ın da devam ettiğinin, ölününbedeninde gazdan dolayı meydana gelen normalden fazla şişkinlik, halabeslendiğinin göstergesi sayılıyordu. Kan bazen bedensel bozulmanın birsonucu olarak ağza yakın bir yerde bulunuyordu bu da ölünün kaniçtiğinin belirtisi olarak algılanıyordu ve genellikle cesedin solukteni ve garip görünüşü,vampirin kana ihtiyacı olduğunun birgöstergesiydi.

Cahil insanlar vampir saldırılarının önüne geçmek ve bunlarıengellemek için de yine aynı şekilde batıl inançları izlediler.Bunlardan çoğunlukla en çok bilinen iki tanesi vampirleri korkutupkaçırmak için kullanılan bitkiler, “wolfsbane” (kurtboğan) ve tabii kisarımsaktı. Ortaçağ boyunca insanlar, ölünün korkunç kokusunun –özellikle veba salgını süresince – ölüm nedeniyle bağlantılı olduğuteorisine inanıyorlardı. Ve bu ölümler bir şekilde vampirlerleilişkilendiriliyordu. Muhtemelen ölüm kokusuna karşı, etkisini gidermekiçin sarımsağın güçlü kokusu kullanılıyordu. Bunun dışında sarımsakeski Romalılarda dahil olmak üzere çağlar boyu ilaç tedavisindekullanılan bir bitki olmuştur. Çok ciddi olmasa da modern bilim bilesarımsağın bazı durumlarda insan sağlığında önemli yeri olduğunainanmaktadır.

İnsanlar vampirlere dair inançlarını meraklı bir şekildegeliştirmişlerdir. Bazıları siyah bir kedi ya da köpeğin herhangi bircesedin üzerinden atlamasını, ölünün vampire dönüşebileceği şeklindeyorumlarlardı. Bukovinian bilgilerine göre kül ağacından yapılmış birkazık intihar ederek ölenlerin göğsünün arasından çakılmalıdır çünküintihar etmenin vampirizmin nedenlerinden biri olduğu varsayılırdı.Eski İngiltere’yi de kapsayan bazı kültürlerde intihar edenlerinvampire dönüşmelerine engel olmak için, dört yolun kesiştiği yerlere(yolların haç işaretini oluşturması nedeniyle) gömülürlerdi.
Bir çok insanın vampirleri yok etmek için kendilerine has değişikmetotları vardı. Bazı İslav milletleri, kül ağacından yapılmış birkazığın vampirin göğsünden saplandığında onu öldürebileceğine inanırdı.---- Bu bir çoğunun gözde metodudur, kalpten çakılan bir kazık. Hernasılsa bir çok farklı yerde kazıkların yapılacağı belirli ağaçlarseçilmiştir. Örneğin Silezya’da meşe ağacı bu işi görürdü, Sırbistan‘daise alıç ağacı gerekli görülürdü.
Bunun dışında vampir olduğundan şüphelenilen ölülerin kafaları,balta ile kesilirdi. Bazen de cesetler su göletlerine atılmış yadayakılmıştır.

Bu inançların temelinde halkın genel cehaleti yatıyordu ama vampirefsanesinin en büyük trajedisi vampir söylencesine olan inancın, iyiyada kötü din kuruluşunu etkilemesiyle gerçekleşmiştir.

Orta çağ Avrupası’nda kilise, vampirlerin varlığını onaylamış ve birinanca bağlı olmayan mitlerden alıp vampir kavramını şeytanınyaratıklarından biri olduğu yönünde değiştirmiştir. Vampir açıkçakötülüğün ve dinsizliğin bir parçası olsa bile, ölümden sonra hayat,bedenin dirilişi, maddesel değişim (ekmekle şarabın İsa peygamberinetiyle kanına dönüşmesi) gibi Hıristiyanlık öğretilerini destekleyenbir inanılabilirliğe sahipti. Ekmek ve şarap kavramı İsa’nın sonyemeğine dair genel bir kavramdır ve Hıristiyanlar arasında İsa’nınkanı ve bedeninin paylaşımının bir simgesidir. Bu inancı benimsemiş veİsa’nın kanını içen insanlar, kendi kanlarını içen şeytanlara yanivampirlere karşı daha güçlü olurlardı.
Orta çağ boyunca kilise vampirlere olan inancın doğruluğunu kabuletti ve vampirizmi yalnız başına sona erdirmek için gereken yetiyikazandı.Bu durum giderek güçlenecek ve 2 yüzyıl sonra 1489’da bir dönümnoktası olan “Malleus Maleficarum”adındaki kitap ortaya çıkacaktı. Buaslında cadıların zulmünü anlatan bir kitap olarak tasarlanmış olmasınarağmen aynı şekilde kötü kalpli vampirler içinde uygulanmış olabilir.Ne yazık ki bir çok cahil insan yazılanlar nedeniyle boş yere işkencegörmüş ve hiçbir iyi neden olmadan idam edilmişti. Bu kitapİngilizce’de “The Hammer Against Witches” olarak biliniyor ve sözdeşeytanla işbirliği içindekileri tanımak, zulümlerinden korunmak içinyol gösteriyordu.

Tanrı bilimci olan Leo Allatius’un 200 yıl sonra bulunan yazıları,kilisenin hala vampirlere karşı olan inancını sürdürdüğünün birkanıtıdır. Allatius kilisenin öğrencisi olarak Yunanlılardaki vampirkavramı üzerinde çalıştı. 1645’te yaptığı “On The Current Opinions OfCertain Greeks” isimli çalışmasında vampirlerin sık sık aforozun sonucuolduğu kararına vardı. Vücudun çürümemesi ve bedenin maddesel olarakdünyayı terk edemediği görüşü Yunanlılarda vampirizmin ispatıydı.Şişmiş bir vücut da aynı şekilde olası vampirizmin bir kanıtıydı. Bazıvücutlar yeteri kadar hızlı bir şekilde çürümeyebiliyordu.Bu da aslındatoprağın kimyasal tipiyle ya da soğuk hava derecesiyle bağlantılıydı.Bedensel şişkinlik ise tümüyle ölünün doğal olarak ürettiği gazlarınbir sonucuydu. Birçok insan haksız yere vampir olmakla suçlandı.Bedenin çürümemesinin bir eksiklik olarak nitelendirilmesine karşın budurum aynı zamanda kutsallığın ve azizliğin işaretiydi. Aralarındakifark ise vampir olarak varsayılan bedenin tam anlamıyla bozulmamış olsada garip, soluk ve şişkin bir şekle dönüşmesiydi .Oysa azizin kutsalbedeni neredeyse mükemmel, el değmemiş ve sanki hala yaşıyor izlenimiverirdi. Ayrıca vampirler çürümenin olmadığı süre içinde bile kutsanmışbedenlerin aksine kötü kokarlardı, sarımsağında bu kokunun üstesindengelmek için kullanıldığını hatırlatmakta fayda var.
Daha gerilere bakacak olursak ilk Hıristiyan Yunanlılarda aforozetme yetkisi olan rahip yada piskopos, aynı şekilde günahkarınvücudunun çürümesine engel olunmak içinde izin verebilirdi. Böyleliklegünahkarın ruhu cennete gitme özgürlüğünden yoksun olacak ve günahlarıaffedilinceye kadar yeryüzünde kalacaktı. Görünüşe göre batı kiliseside bu inancın aynı şekilde etkisi altındaydı.

10. yy’da Bremen’in başpiskoposun St. Libertius’un da buna benzer biryetkisi vardı. Ona göre; bazı korsanları aforoz etmek için; iddiayagöre içlerinden birinin vücudunun yıllar sonra bile hala bozulmamışolduğunun tespit edilmesi gerekmekteydi. Görünüşe göre bedenin külleredönüşmeden önce, günahları için piskopos tarafından bir bağışlanmaisteğine inanılıyordu. Bu nedenle rahip, olası vampirleri aforoz etmekya da bu kararı bozma gücüne sahipti.

Leo Allatius belki de, vampirlerin şeytanın hizmetinde olan ve geceleriav peşinde koşan yaratıklar olduğunu resmen ilan eden ilk bilgindir.

Kilisenin vampirler üzerindeki gücünün kanıtlarının (vampirlerikorkutmak için kullanılan kutsal haç vb.) hepsi en azından Ortaçağİngiltere’sinde belgelenmiştir. Newburgh’lu William adı verilen yazar M.S. 12. yy’da ölen bir adamı ele almıştır. Söylendiğine göre bu adamkarısına eziyet etmek için ölümden geri dönmüştür. Bu olayın yerel halkve rahip üzerinde oluşturduğu dehşet nedeniyle bölgenin piskoposu,ölenin geçmişte işlediği tüm günahları affetmiştir. Mezar açılmış vegerçek yazılı bağışlama, “vampir”in vücudu üzerine yerleştirilmiştir.İnsanlar cesedin vücudunun çürümeye dair hiçbir iz taşımaması veoldukça iyi bir durumda olması nedeniyle şaşırmışlardı – ya da tamtersi - ama neyse ki yazılı bağışlama herkesin iyiliği için bir kezdaha mezarın içine yerleştirilir, bu şekilde vampir bir daha kimseyiziyaret edemeyecektir!
Şunu not etmek gerekir ki, vampirleri yok etme metodu – resmikilisede belgelendiği şekilde- köylülerin mezarda bulunan vampirlereuyguladıkları olağan metotlardan (cesedi yakma, kalbiniçıkarma,kafasını kesme ya da kalbine kazık çakma vb.) daha uygar veyasalara uygundu.

1700’lü yılların başlarında Paris’teki Sorbonne Üniversitesi, toplumsaluygulamalardan biri olan, ölünün vampire dönüşmesini engellemek içinbedenin biçiminin değişmesi fikrine resmi olarak karşı çıkmıştır. Bununardından Sarbonne Üniversitesi belirgin bir şekilde temelinde mantıksızbatıl inançların yattığı bir uygulama olan, vampir olduğu varsayılancesetlerin şeklinin değiştirilmesi fikrine karşı koyarak radikal birpozisyon almış oldu. Bunun dışında vampirlere inanış hakkında akıllıeleştiriler de yapılmıştır. Örneğin Fransız rahip olan Dom AugustineCalmet 1746’da “A Treatise On Apparations Spirits And Vampires a.k.aThe Phantom World” – Hayaletler ,Ruhlar Ve Vampirler hakkında bilimselbir kitap – Hayali Dünya – adında vampirlerin varlığını sorgulayacakkadar cesur bir kitap yazmıştır. Calmet o günlerde kol gezen, vampirlerhakkındaki tüm söylencelere meydan okuyarak bir inancı benimseyebilmesiiçin ilk önce kanıta ihtiyacı olduğunu belirtmiştir. Calmet özelliklevampirlerin ölümden geri dönme gibi insanüstü işler yapabilmelerikonusuna şüpheyle bakmıştır. Bunun yanı sıra Avrupa’nın her tarafında,varsayılan vampir salgınının gerçekte neye dayandığı hakkında analiz vekritikler yapmıştır.

Sonuç olarak cehalet çağları ve buna bağlı batıl inançlar, bilimselmetotların kullanıldığı akıl ve aydınlanma çağına yol vermiştir. Tıpbilimi “Black Death” gibi vebaların şeytan ve metafiziksel vampirler tarafından yayılmadığını kanıtlamaya muktedir olmuştur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Vampirler Ve Cehalet Çağı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kellan Lutz - Henry Cavill: Ölümsüzlerin Savaşını Kim Kazanıcak?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Vampirizm Fan Site :: SİTE GENEL BÖLÜMÜ :: Çöplük-
Buraya geçin: